|
Sufat Aydın 15.10.1955 Ankara
Kızılcahamam’da doğdu.
İlk öğrenimini burada, lise öğrenimini Gerede’de ve lisans eğitimini ise Uludağ
Üniversitesi Türkçe Bölümü’nde tamamladı.
Yüzleri olmayan küçük kadınlar ve ayakları, kolları bedenlerine tutturulmuş
küçük insanlar.
Doğada fosilleşmiş bir hayvanın organik çene kemiği ya da beş yüz yıllık bir
selle gelen bir kaya parçası doluşur hayal evine.
Farksızlardır kutsallıktan bir yerde aslında.
Uzak değiller birbirlerine ne de yakın hayallere ve bir ailedirler muhakkak.
Basit bir tercüme ile Bizet’nin İnci Avcıları’nda en dingin aryasıyla dediği
gibi: “Sanırım hala duyuyorum yankısını yumuşak seslerinin".
Bu ağır organik dram kokan heykellerin size erişmeye çalışan kuş ve balık
seslerini duymamazlıktan gelmek kolay değil.
Anadolu bozkır rüzgarından beslenen ve bize işte diyerek dayatan sanatçı, varlık
ayrımı yapmaksızın yaşadığı dünyanın sınırlarını bize heykelleri aracılığı ile
ibadet ediyor. Ve heykellerinin boyutu Aydın’ın teknik anlamda onlarla kurduğu
bohem hümanist düşünce ustalığı şaşırtıcı bir coşkuyla içten bir merhabadır yüz
ve gözünüzün hürmetine aslında.
Sufat Aydın, Zerdüşt Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek ilk sergisinin adını “Bir
İpucu Ver “ olarak belirlediği zaman aslında kendi eserleriyle piyasanın
karşısında durduğu yer hakkında bizlere de tavırlı ve net bir işaret veriyor;
belki de bu aileye hayat veren Aydın da heykelleriyle bize estetik duruşu
hakkında bir fikir verirken, bir yandan da bizimle beraber o çoktan taşa çoktan
suya çoktan toprağa karışmış ölü kuş ve balık seslerine size bize aldırmadan
kulak verecek.
Bir kuş kemiğinden ölümsüzlüğe giden yolu o sessiz ve sedasız yürüyecek size ve
bize aldırmadan, artık bir yüzü olan çakıl taşlarını ve bedenlerini,
anatomilerinin ötesinde onları yeniden yeniden dirilten kanat takıp uçuran hayal
mahsülü ip uçları ile Sufat Aydın aslında yaşıyor.
Sait Zaimkeles
|